| |
1. 0–36 AY BEBEĞİYLE İLETİŞİM
Anne-baba ve bebek arasındaki iletişim, bebek henüz anne karnındayken başlar ve
yaşam boyu devam eder.
Bebek doğduktan sonra konuşmasada annesiyle iletişim kurmak için çabalar.
Bebeğin annesiyle iletişim kurmak için gösterdiği ilk girişimi;
göz kontağı kurmaya çalışması,bakışlarını takip etmesi, anlamsız sesler çıkarması ve gülümsemesi
örnek olarak verilebilir.
Bebek beslenirken, altı yada giysileri değiştirilirken yapılan işler hakkında, onunla
sürekli konuşulmalıdır.Bebeğe şarkı söylenmeli, parmak oyunları oynatılmalı, basit
hikâyeler anlatılmalı ve okunmalıdır.
Bebeğin hareketleri de takip edilmelidir.Bebek isteklerini ya da duygularını ağlayarak,
vücut hareketleriyle belli eder.Bu nedenle ağlamasına kayıtsız kalınmamalı,
bebek hemen kucağa alınmalıdır. Böyle davranıldığı zaman bebek anneye güven duyacak ve
ona bağlanacaktır.
İnsanlar arasında kurulan işbirliği ancak iletişim yoluyla sağlanabilir.
Anne baba ve çocuk arasındaki iletişimin temelleri,bebeklik döneminde atılır.Bu sebeple
bebekle kurulan iletişim sağlıklı olmalıdır;çünkü bebekle kurulan sağlıklı iletişim, bebeğin
tüm yaşamını etkileyerek,kendine güvenen ve mutlu bir birey olmasını sağlayacaktır.
Örneğin;
bebeklik döneminde temel ihtiyaçların zamanında karşılanmaması, bebekte güvensizlik duygusunu
oluşturacaktır.
Yakın çevrenin çocuğa gösterdiği olumlu ve olumsuz tepkiler, çocuğun kişiliğinin
gelişmesinde önemli rol oynar.Söylediklerine aldırış edilmeyen,fikrini belirtmeyen veya
belirttiği zaman sürekli eleştirilen çocuk içine kapanık güvensiz ve huysuz olabilir. Buna
karşılık, söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenen, önemsenen, fikrini belirtmesine izin
verilen, sürekli eleştirilmeyen çocuk ise daha güvenli, daha sosyal ve daha sağlıklı bir kişilik
geliştirir.
Çocuk, iletişimi anne ve babasından öğrenir. Anne ve babasının davranış modelini
benimser. Ailesi küçükken ona nasıl davrandıysa onlarda yetişkin olduklarında çocuklarına
aynı şekilde davranırlar. Örneğin; anne-baba saygısız davranıyorsa çocuk da ilişkilerinde
saygısız olur. Anne baba sürekli eleştirici ise; çocukta bir şey beğenmeyen, huysuz ve
eleştirici bir kişi olur.
Anne ve babalar belirli aralıklarda, çocuklarıyla kurdukları iletişimi değerlendirmeli
ve öz eleştiri yapmalıdır. Eğer bu yapılabilirse ebeveynler çocuklarıyla hem daha iyi iletişim
kurar ve hem de onlara iyi birer örnek olurlar. Çocukla iletişim kurarken olumlu bir bakış
açısıyla çocuğa bakmalı ve gerektiğinde onurlandırılmalıdır.
1.2. İletişimin Özellikleri
Kendisine güvenen insanların gereksinim duyacağı en önemli özelliklerinden birisi,
insanlarla iyi iletişim kurabilmeleridir. Bu beceri, doğuştan getirilmediği için sonradan
edinilir.
İletişimin Özellikleri;
- Dinlemek ( Etkin dinlemek )
- İşbirliği içine girmek
- Sen mesajı yerine, ben mesajı vermek
- Empati kurmak
1.2.1. Dinlemek (Etkin Dinlemek)
Büyümekte olan çocukla sağlıklı iletişim kurabilmenin ilk şartı dinlemektir. Çocuğun
problemini anlayabilmek için dinlemek gerekir. Anne ve babasının kendisini dinlediğini
gören çocuk önce kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini, buna bağlı olarak da
sevildiğini düşünür. Aynı zamanda çocuk, duygularını ifade etme olanağı bulduğunda
“anlaşıldım” duygusunu yaşar ve rahatlar. Bu durum, çocuğun hem benlik saygısının
artmasına hem de kendisi dinleyen kişiye yakınlık duymasına neden olur. Bu sağlıklı iletişim
çocuğun ailesiyle olan bağını güçlendirerek, iletişimin devamını sağlar.
Çocuklar, dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda aşırı duyarlıdırlar.
Dinlenmediklerini hemen fark ederler. Uzun süre dinlenmeyen çocukta saldırganlık, çalma,
kendisine zarar verme gibi olumsuz davranışlar görülür. Aslında çocuk, bu olumsuz
davranışlarıyla yetişkine: “Lütfen beni dinle ve anlamaya çalış” mesajını iletmektedir. Etkin
dinleme savunmayı azaltan, öz güveni zedelemeyen bir iletişim etkinliğidir. Aynı zamanda
duygusal olarak gerilimi azaltır.
İyi bir dinleyici olmak için; rahat bir şekilde oturularak, çocuk dinlenmelidir. Rahat bir
oturuş, çocuğu dinlemeyi kolaylaştırır. Çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir.
Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli ya da çocuğu kucağa
almalıdır. Göz teması, çocuğa duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir. Göz
teması, donuk bir şekilde olmamalıdır. Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz
ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edip, davranışları ile söylediklerinin
tutarlı olup olmadığına bakılır. Örneğin; anne-babası boşanan bir çocuğun “hayır sizin
ayrılışınıza üzülmüyorum” derken gözleri sulanıyorsa çocuğun söyledikleri hakkında
şüpheye düşeriz. Bu durumda iyi bir dinleyici olmak için, karşımızdaki kişinin yüzünü, elini,
kolunu yani bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan
kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken “tamam,
sen anlat ben dinliyorum”diye ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği
duymaz.
Dinleme sırasında çocuğun sözünü kesmeden, çocuk durakladığında “Hımm, evet,
anlıyorum…” gibi, sözlü belirtiler ya da gülümseme, baş sallama gibi sözsüz belirtiler
yapılmalıdır.
Çocuğu dinlerken sessiz olunmalı, zaman zaman duraklamalarla söze karışılmalıdır.
Sessizliğin konuşan kişiye konuştukları hakkında düşünme, daha fazla açıklama ve olaya
daha dikkatli bakma imkânı kazandırır. Bu, aynı zamanda çocuğu rahatlatır. “Ahmet’in
benim için çok iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum artık!” diyen bir çocuğun sözünü
keserek, “Ben sana baştan söylemiştim, Ahmedin iyi bir arkadaş olmadığını, artık kendine
başka bir arkadaş bulmalısın” demek, o çocuk için gereken sessizliği sağlayamaz. Çocuk
düşüncelerini tam olarak söyleyemez, kendisini rahatsız hisseder.
Tam bir sessizlik de iyi değildir. Çocuk konuşurken daha önce bahsedildiği gibi
“Hımm, evet, anlıyorum” gibi sözler, duraklama ve yüz ifadeleri kullanılmalıdır.
Çocuğu Dinlemenin Yararları
- Kelime dağarcığı zenginleşir. Konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve
düşüncelerini daha iyi ifade eder.
- Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine; kendini sözel
anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu, çocuğun toplumsal yaşama uyumunu
kolaylaştırır.
- Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder.
Bunun sonucu olarak da çocuğun kendine olan güveni artar.
- Çocuk ile anne-baba arasında bir yakınlık doğar.
1.2.2. İşbirliği İçine Girmek
Çoğu zaman anne-baba ve çocuk üzerinde mücadeleler yaşanır. Bazen bu mücadele
öylesine artar ki ebeveynle çocuk, karşılıklı olarak birbirlerini düşman gibi görürler.
Annebabanın “ellerini yıka!”, “yemeğini ye!”, “oyuncaklarını topla!”, “uyu!” şeklindeki
ifadeleri zaman zaman çocukta “Ben ne istersem onu yaparım!” şeklindeki olumsuz
tepkisine sebep olabilir. Burada anne-baba çocuğu suçlarken, emir verirken, uyarırken şu
soruyu kendine sormalıdır: ‘’Çocuk olsam bu durumda ben neler hissederdim?’’
Önemli olan ebeveynin gördüğünü söyleyerek, sorunu dile getirerek, gerektiğinde
çocuğu bilgilendirerek ve kendi duygularını yansıtarak işbirliği içine girmesidir. Annebabanın
kendisini çocuğunun yerine koyduğunda yapacağı yaklaşım; suçlama ve tehdit
içermeyeceğinden, çocuğa karşısındaymış mesajı yerine, onun yanında olduğu mesajını
verecektir.
1.2.3. Sen Dili ve Ben Dili ile Konuşmak
Sen Dili: Anne-baba-çocuk arasındaki anlaşmazlıklarla çocuğun yaptığı olumsuz
davranışların sonucunda oluşur. Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözlerinden sonra;
anne-babada hoşnutsuzluk, kızgınlık gibi duygular oluşur. Böylece çocuk kendini itilmiş,
sevilmemiş, reddedilmiş gibi hisseder. Dolayısıyla özgüveni sarsılır.
Sen dili ile gönderilen kızgınlık ifadeleri; davranışa değil, kişiye yönelik açık
saldırıdır. Kızgınlığın kişiye yönelik olması çocuğu kızdırır ve onun karşılık vermesine yol
açar. Zamanla çocuk içine kapanır iletişimini keser. Çocuk sevilmediğini düşünebilir. Onuru
kırılan çocuk, “Ama siz de hatalı davranıyorsunuz ” diyerek karşılık vermeye başlar. Bu
durumda anne-babalar çocuğa daha fazla ceza vermeye başlarlar.
Sen Dili
- Suçlayıcıdır.
- Davranıştan ziyade, kişiliğe yöneliktir.
- Kişiye, anlaşılmadığını hissettirir.
- Yeniden konuşma isteğini engeller.
- Neye kızıldığının anlaşılmamasına sebep olur.
- Kişiyi incitir, kırar.
- Kişinin direnmesine yani savunucu iletişime sebep olur.
Çocukta sen dili ile konuşmak yerine ben dili ile konuşmayı tercih etmelidir.
Ben dili, duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade eden sözcüklerdir. Ben dili ile
konuşmak, duygu ve düşünceleri anında ilettiği için kullanan kişiyi rahatlatır. “Neden böyle
yaptın?” yerine “Bu davranışa çok içerledim”; kızgınlık ve öfke gibi birikimleri önler.
Ben mesajlarının daha etkili olmasının sebebi “sorumluluk mesajları” olarak
değerlendirilmelerinden kaynaklanır. Ben mesajı gönderen kişi, kendi hakkında yaptığı
değerlendirmeyi, karşısındaki kişiyle paylaşmak üzere sorumluluk yüklenmektedir. Bu
sebeple karşısındaki kişinin davranışını değiştirme olasılığı da yüksektir.
Ben Dilinin Yararları
- Savunmaya itmez.
- Suçluluk hissettirmez.
- Duygunun sebebi anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur.
- Ben iletisi olan kişi, başkalarını da düşünmeyi öğrenir.
- Yakınlaşmayı sağlar.
- Anlaşmazlıkları azaltır.
- Konuşan kişiyi rahatlatır.
Sen Dili ve Ben Diline Örnekler
Sen Dili: Kes sesini çok fazla gürültü ediyorsun.
Ben Dili: Yüksek sesle konuştuğun zaman ( davranışın yargılanmadan tanımlanması )
dikkatim dağılıyor. Böyle olunca da gerginleşiyorum.( duygunun ifadesi )
Sen Dili: Ahmet! Ders anlatırken bana soru sorma.
Ben Dili: Ben ders anlatırken sözüm kesilince tekrarlamak zorunda kalıyorum. Bu da
benim canımı sıkıyor.
Dört yaşındaki çocuğunun oyuncağını, yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için
sinirlenen anne;
Sen Dili: “Sen kötü bir çocuksun” ya da ‘’yapma!’’ yerine
Ben Dili: “Sen oyuncaklarını attığında, kardeşinin zarar göreceğinden endişe
ediyorum ve sinirleniyorum.
1.2.4. Empati
Aile içi iletişimde önemli olan bir konu ise “empati” kurabilmektir. Çocukluk çağında
yaşanan birçok ruhsal ve davranışsal problemler, empatik yaklaşım sayesinde erkenden
tanınabilir ve müdahale edilmesi kolaylaşabilir.
Empati: Bir kişinin kendisini karşıdakinin yerine koyup, olaylara onun bakış
açısından bakması ve hissetmesi çabasıdır.
Empati yeteneği olmayan çocuklar, kendilerine nasıl davranılırsa karşısındakine de
öyle davranırlar. Düşen bir arkadaşını teselli etmek yerine ona bağırır hatta vururlar. Diğer
bir örnek ise; çocuk oyuncaklarıyla oynarken oyuncağını kırdı “üzülecek ne var!?” demek
yerine “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” demek daha uygun
olmaktadır. Oyuncağın, çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anlatan cümleler
kurmak gerekir.
Empatisi olmayan kişiler, yalnız kendilerini düşünürler. Birisine kızdıklarında bunu
şiddete başvurarak gösterirler.
1.3. Çocukla İletişim
1.3.1. Bedensel Yöneltme
Bebekler yaşamın ilk evrelerinden başlayarak dokunulmayı, kucaklanmayı ister.
Zaman içinde iletişim için gerekli öğeler: beden (ten) teması, göz kontağı, gülümseme, canlı
bir çevre gerekli öğeleri oluşturur.
Bebeğin temel ihtiyaçlarından birisi de kucağa alınmak, sarılıp okşanmaktır. Bebekler
ancak bedensel temas sağlandığında sevildiğini hissederler.
Çocuğunu olduğu gibi kabul eden, onu destekleyip yüreklendiren aile üyeleri, çocuğun
benlik değerinin tohumlarını ekmiş olur. Kabul belirtileri arasında kucaklamak, öperek
sevmek gibi fiziksel temaslar vardır.
Araştırmalar psikomatik hastalıkları olan kişilerin, yeteri kadar yakın bedensel temasla
sevilmedikleri, öpülüp kucaklanmadıklarını ortaya koymuştur.
1.3.2. Sözel Yöneltme
Bebeğin ağlaması, sözel iletişimi oluşturan unsurlardan bir tanesidir. Bebeğin
ağlaması “Benimle ilgilenin. Size söyleyeceğim çok önemli bir şey var. Lütfen beni
dinleyin!” demesine benzer. Eğer bu çağrıya kulak verilmez, bebekle ilgilenilmez ise
bebekte temel güven duygusu gelişmez. Ağlayarak bir ihtiyacını dile getirdiğinde, yumuşak
bir ses tonu eşliğinde ihtiyacını gidermek, aslında bebeğin kendi duygularını iletişim içinde
kullanmasını öğretir.
Bebekle konuşurken sevgi dolu sözcükler kullanılmalıdır. Ses tonuna dikkat edilmeli,
asla sert bir ses tonu kullanılmamalıdır. Bebekle yavaş yavaş konuşulmalı ve konuşurken
bebeğin, annenin yüzüne bakması sağlanmalıdır.
Yetişkin ile Çocuk Arasındaki İletişimi Engelleyen Faktörler
- Çocuk konuşurken yetişkinin susması çocukta, dinlenilmediği, önemsenmediği
ve değer verilmediği düşüncesini yaratır. Bu durumda çocuk konuşmayı keser.
- Emretme davranışı çocukta, söylenenin tersini yapmayı ve başkaldırıcı
davranışlara yönelttiği gibi boyun eğmeye ve kolay kabullenmeye de sebep
olabilir.
- Çocuğu suçlama, ”çok konuşuyorsun!” “geveze” gibi sözler söyleme suçluluk
duyguları yaratır. Azarlanma korkusuyla çocuk siner.
- Eleştirme ve yargılama, çocuğun kendini yetersiz hissetmesine yol açar.
- Uyarma, tehdit etme korkuya ve bunun sonucu olarak boyun eğme ya da
kızgınlıkla isyan duygularının gelişmesine yol açar. ”Bir daha yaparsan! gibi
tehdit, çocuğu” acaba yaparsam ne olur?”düşüncesine iterek yasaklanan şeyi
yapmasına neden olabilir.
- Alay etme ve ad takma, çocuğun öz saygısının zayıflamasına sebep olur. ”Geri
zekalı!”, ”sulu göz” gibi aşağılayıcı ya da “herkül” gibi yüceltici sözlere çocuk
kolayca inanır ve kendisi hakkındaki düşünceleri yanlış biçimlenir.
- Çocukla tartışma, karşı koymayı kışkırtır. Kısır tartışmaların sonu da iletişimin
kesilmesine ve çocuğun kendini yetersiz hissetmesine sebep olacaktır.
- Konuyu değiştirme ya da şakaya vurma da güçlükleri yenme düşüncesi yerine
onlardan kaçmak gerektiğini aşılar.
- Çocuğu aşağılama, çocuğun kendini mahcup ve önemsiz hissetmesine yol açar.
- Utandırma davranışı, çocuğun kendisini yetersiz ve beceriksiz hissetmesine
sebep olur. Çocuk, yaşıtlarının yanında bile mahcup olma korkusunu yoğun bir
şekilde yaşayabilir.
1.4. Doğru İletişim Kurmaya Yönelik Etkinlik Örnekleri
Etkinlik 1:
Bebekler kelimeleri tekrar tekrar işittiklerinde, beynin konuşma dil bölgeleri uyarılır.
Ne kadar çok konuşma işitilirse, beynin bu bölümleri de o kadar fazla büyür ve gelişir.
Bebeğe günlük olaylar hakkında öyküler anlatılmalı, şarkılar söylenmelidir. Bebek
beslenirken, altı ya da giysileri değiştirilirken yapılan işler hakkında bebekle sürekli
konuşulmalıdır. Örnek ”Şu anda bezini değiştiriyorum” veya “akşam yiyeceğimiz yemekleri
hazırlamaya çalışıyorum” gibi konuşmalar sırasında bebeğin neler yaptığından da
bahsedilebilir. Bebek kollarını ve bacaklarını sallarken” Şu anda kollarını ve bacaklarını
salladığını görüyorum” ya da bebek sesler çıkarırken “şimdi bana bir şey söylemek istediğini
duyuyorum “şeklinde, bebekle konuşulmalıdır.
2.1. Açık Hava Gereksinimi
Bebeğin açık havaya çıkarılması, güneş alması her zaman gereklidir. Güneş ışığı
kemiklerin gelişmesine yardımcı olur. Böylece bebek, yeteri kadar D vitamini alacak
Raşitizm denen hastalığın ortaya çıkması engellenmiş olacaktır. Bebeklerin cildinde, cildi
güneşe karşı koruyan ”melanin” adlı doğal koruyucu yapılar henüz oluşmamıştır. Bu nedenle
1 yaşın altındaki bebekleri güneş ışığından korumalıyız. Bebek ilk güneşe çıktığında birkaç
dakika tutulmalı, bu süre her gün azar azar arttırılmalıdır. Kışın öğle vakitleri en sıcak
saatlerdir. Bu ayların öğle saatlerinde bebeği açık havaya çıkarmak iyi olur.
Çocuklar en rahat açık havada oynarlar. Çocuklar için açık havada oynamak büyük bir
ihtiyaçtır, özellikle ilkbaharda açık havada oynamaya can atarlar. Parklara, bahçelere
koşarlar. Açık hava oyun yerleri, trafiğe kapalı yerlerde olmalıdır. Tozlu, taşlı yerlerde
olmamalıdır.
Bebek ve Güneş
0–1 Ay: Yeni doğan bebeğin, özellikle ilk günlerinde ortam ısısı normal sınırlarının
üstüne yükseldiğinde, terleme fonksiyonu yeterli olmadığından vücut ısısı yükselebilir ve
bebeği olumsuz etkileyebilir. Bebekler bu ortamda, deri yoluyla çok miktarlarda sıvı
kaybedebilirler. Bu nedenle bebeklerin yaz aylarından güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde
serin ortamlarda kalmasına ve oda ısısının 25 °C ’nin üstüne çıkmamasına dikkat edilmelidir.
1–12 Ay: Kemik gelişimi için gerekli bir vitamin olan D vitamini, güneş ışınlarının
yardımıyla vücutta sentezlenir. Bu vitamin özellikle hayatın ilk yıllarında sağlıklı bir gelişim
için şarttır. Her gün yarım saat; baş, kol ve bacakları çıplak olarak güneşlendirilen bebek,
vücudu için gerekli miktarı bu yolla sentezler. Cam, güneşin bu etkiye sahip ışınlarının
geçişini engellediğinden cam arkasından güneşlendirmenin faydası olmaz.
1 Yaş ve Üzeri Çocuklar: Çocuğunuzun güneşten faydalanmasını sağlamalı ancak
zararlarından korunmalıdır.
Bebek ve Çocuklar Günün Hangi Saatinde Dışarı Çıkarılmalıdır?
Zararlı güneş ışınları, yoğun olarak günün en aydınlık saatlerinde etki eder. Her
yaştaki insanların bu saatlerde direkt güneş ışığına maruz kalmaktan sakınması gerekir.
Sıcak günlerde bebek ve çocuklar, saat 10:00–16.00 arasında dışarı çıkartılmamalıdır.
Zararlı Güneş Işınlarından Bebek ve Çocuklar Nasıl Korunmalıdır?
Koyu renkler, güneş ışınlarını emerek, güneşin zararlı etkilerinin yoğunlaşmasına
sebep olur. Bu sebeple sıcak günlerde kendinizin ve çocuğunuzun elbiselerini açık
renklerden seçmelisiniz. Çocuğunuz güneşli havada dışarıda bulunacaksa güneş ışınlarının
zararlı etkilerine karşı, çocuğunuza koruyucu kremlerden sürmelisiniz. Bu kremler her
yaştaki çocuklar için kullanılabilir. Çocuğunuzun yaşı ne kadar küçükse faktör olarak
belirtilen koruyuculuk düzeyi o kadar yüksek olanlar tercih edilmelidir.
Açık Havanın Çocuklara Sağladığı Yararlar
- Çocukların temiz hava alabilmelerini sağlar.
- Çocuklara istedikleri şekilde hareket etme imkânı sağlar.
- Çocuklar kendi seslerini kullanma konusunda olabildiğince özgürdürler.
- Çocuklar, bazı doğa olaylarının farkına varır, gözlem yapar ve araştırırlar.
Karıncaların yuvalarına yiyecek taşımalarını, rüzgârın şiddetine göre nesneleri
hareket ettirme ve uçurma gücü, güneşte ve gölgede ısının farklı oluşu olaylarını
gözlerler.
- Bahçede bulunan oyun araçlarından başka, doğada bulunan canlı ve cansız
varlıkları oyunlarına katarlar. Ağaçlardaki kuşlar, gökyüzündeki güneş ve
bulutlar gibi.
Açık Hava Oyun Yerleri Nasıl Olmalıdır?
Çocukların büyük kaslarını geliştirecek imkânlar sağlanmalıdır. Yeni beceriler
kazanabilmeleri için uygun ölçülerde rampalar ve basamaklar olmalıdır. Küçük çocukların
bahçedeki oyun alanları büyüklerinkinden farklı olmalıdır. Alçak kaydıraklar, küçük
tırmanma aletleri ve salıncaklar bulunmalıdır.
cukların çevrelerini araştırıp, keşfetmeleri için su ve kum oyunları gibi bahçe
oyunlarına gereksinimleri vardır. Bu imkânlar çocuklara her gün sağlanmalıdır. Yedek
giysiler olduğu sürece su ve kum oyunlarına zaman ayrılmalıdır.
Çocuklara kendi seçimlerini yapabilecekleri ve yeni geliştirdikleri fiziksel becerileri
daha da pekiştirebilecekleri uygun mekân sağlanmalıdır.
Çocuklar için güvenli, serbest bir ortam sağlanmalı ve sürekli gözetim altında
bulundurulmalıdır. Çünkü çocuklar, yeni öğrendikleri fiziksel becerilerini, istenmeyen
zamanlarda da denemek isterler. Bu nedenle yetişkinlerin dikkatli olması gerekir.
Çocukların çevre hakkında bilmedikleri konuları öğrenmeleri, doğa meraklarını
gidermeleri, neden-sonuç ilişkilerini kavramaları için çok çeşitli materyal ve etkinlikler
sağlanmalıdır. Örneğin kum ve su oyunları için ölçü kapları, bloklar, basit deney
malzemeleri vb.
2.2. Kazalardan Korunma
Bebek yürümeye başlayıp da evi tek başına dolaşabileceğini, yeni keşiflerde
bulunabileceğini fark ettiği zaman, artık hiçbir şey onu durduramaz. Her şeyi eline ve ağzına
almak ister. Neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz olduğunu henüz ayıramaz. Bu da çok tehlikeli
sonuçlara varabilir. Bu nedenle annelerin aşırı dikkatli olması gerekir. Bebeklerin ağır
yaralanmasına, hatta ölmesine yol açan kazaları inceleyen uzmanların elde ettiği sonuçlara
göre bu kazaların %50-90’ı, ana babanın dikkatsizliği yüzünden kaynaklandığı tespit
edilmiştir.
Kazalar hiç beklenilmeyen zamanlarda ve biçimlerde olur. Bu sebeple önceden tedbirli
ve uyanık davranılmalı ki kötü sonuçlar önlenebilsin.
Evi Tehlikesiz Duruma Getirmek için Alınabilecek Önlemler
- Bebekler uyutulurken ve uyurken yüzleri kapatılmamalıdır.
- Balkon kapıları ve pencereler açık bırakılmamalıdır.
- Halı ve kilimlerin kaymasını önlemek için bunların altına özel kaymayı önleyen
malzemeler kullanılmalıdır.
Radyatör ve diğer ısı kaynaklarının önlerine, özel güvenlik bariyeri konulmalıdır.
Dolap, elbiselik, komodin gibi eşyaların açma kapama kulplarını özellikle küçük,
yuvarlak olanları çocuğun boğulmasına sebep olabileceğinden, bunların çok iyi monte
edilmiş olması gerekir.
Karyolanın üstünde, mobil türü oyuncak varsa, bunun karyolaya sağlam bir şekilde
takıldığından emin olunmalıdır. İlk altı aydan sonra veya oturabildiği zaman kaldırılmalıdır.
- Karyolanın üzerinde cibinlik kullanılıyorsa gergin ve destekli olmasına dikkat
edilmelidir.
- Gece lambası olarak kalite belgeli, ısınmayan mini lambalar kullanılm
- Çocuk odasında kullanılan mobilyaların kurşunsuz boya ile boyanmış olanları
tercih edilmelidir.
- Çocuk için yeterli oyun alanı ayrılmalıdır. Oyuncaklar oyuncak sandığına
konmuyorsa çocuğun oyuncakları için sağlam, çocuğun üzerine devrilmeyecek
dolaplar tasarlanmalıdır.
- Çocuğun odasında veya yakınında, gerektiğinde duyulabilmesi için, ebeveynin
odasındaki alarma bağlantı yapılmış, yangın alarmı konulmalıdır.
- Tüm duvara monte edilen aparatların ve rafların, çocuğun üstüne düşmeyecek
şekilde, sağlam olarak monte edilmesi gerekir.
- Bebek ile ebeveyn ayrı odalarda ise bebeğin kontrolü için bebek telsizi
kullanılmalıdır.
- Kapılar içeriden kilitlenmemeli ve içeride kalınması hâli gibi tehlike anlarında
dışarıdan açılabilir olmalıdır.
- İlaç, kozmetik malzemesi, zehirli madde içeren ürünler, çocuğun ulaşamayacağı
yerlerde veya özel çocuk kilidi bulunan çekmecelerde muhafaza edilmelidir.
2.3. Eğitim Ortamının Çocuğa Uygun Düzenlenmesi
Dekorasyon (Süsleme ve İç Düzen)
0–36 ay çocuğuna uygun eğitim ortamı hazırlanırken dekorasyon şöyle olmalıdır:
- Hazırlanacak çevre, her şeyden önce çocuğun gelişimine uygun, uyarıcı ve
hareket ihtiyacına cevap verebilecek, güvenli bir mekân olmalıdır.
- Beslenme, alt değiştirme, uyku ve oyun için ayrı ayrı alanlar olmalıdır.Örneğin
uyku için ayrılan bölümün sessiz olması gerekir.
- Çevre hem sert aynalar, hem yumuşak yastık gibi materyallerle donatılmalıdır.
- Çevre bol uyarıcılı olmalıdır. Zıt renkli ilginç malzemeler, çevre
düzenlemesinde kullanılmalıdır.
- Bebeğe, kişiler ve yerler hakkında farklı bakış açıları kazandırmak için oyun
alanları sık sık değiştirilmelidir.
- Bebeğin özel eşyaları (biberonu, emziği, giysileri vb.) ayrı bir bölümde olmalı,
etiketlenmeli ve başka bebekler için kullanılmamalıdır.
- Odalar sevimli bir tarzda döşenmelidir.
- Hayvan, insan yüzü ve değişik nesne resimleri gibi asılabilen materyaller,
çocuğun göz hizasında olmalıdır.
- Bebeklerin kendilerini gözlemeleri için oyun odalarına ve alt değiştirilen yerlere
büyük aynalar yerleştirilmelidir.
- Bebeklerin rahatça oynayabileceği, yuvarlanabileceği ve hareket edebileceği
yerler sağlanmalıdır.
- Bebeğin oynaması ve hareket etmesi için toplar, büyük sünger yastıklar, küçük
bloklar, müzik kutuları, iç içe geçen kutular ve halkalar sağlanmalıdır
- Ortamda, bebeğin kavrayabileceği, çiğneyebileceği ve çeşitli şekillerde
oynayabileceği kaşıklar, diş kaşıyıcıları, dolgu bebekler, sünger ve lâstik toplar,
çıngıraklar bulunmalıdır.
- Oyuncaklar, bebeğin seçim yapmasını sağlayacak biçimde ve kendi kendine
istediği zaman alıp oynayabileceği yerde olmalıdır.
- Bebeğin tırmanabileceği basamaklar hazırlanmalı ve sınıfın uygun yerlerine
konmalıdır.
- Müzik sistemi kurulmalıdır. Bebeklerin dinlenmesi ve vücudunu hareket
ettirebilmesini sağlamak için çeşitli sözsüz hafif müzik parçaları çalınmalıdır
İdeal Bir Bebek Odası Nasıl Olmalıdır?
- Ailenin ekonomik durumu uygun ise bebek için ayrı bir oda hazırlanmalıdır.
- Bebek odası olarak, güneş alan ferah bir yer seçilmelidir.
- Odanın aydınlatılmasında yumuşak, hafif bir ışık tercih edilmelidir.
- Oda gürültüden uzak olmalı ama annenin uyuduğu odaya yakın olmalıdır.
- Bebek odasının ısısı 22–24 °C arasında, havası temiz ve cereyansız olmalıdır.
Oda, kaloriferle ısıtılıyorsa hava kuruyacağı için nemlendirilmesi gereklidir.
- Bebeğin odası açık ve yumuşak renklerle döşenmelidir. Duvarlara bebeği
uyaracak, dikkatini çekecek türde resimler asılmalıdır.
- Yerler ise rahatça silinebilen, toz tutmayan, tüy bırakmayan ve alerjik olmayan
bir halı ile kaplanmalıdır.
- Bebek karyolası olarak parmaklıklı, ayaklandığında kalkıp düşmeyeceği kadar
derin bir karyola tercih edilmelidir.
- Yatak olarak mümkünse ortopedik bir yatak seçilmelidir. Bebek için alınacak
nevresim ve yatak koruması gibi yatak malzemeleri, bebeğin duyularını (görme,
işitme, dokunma) uyaracak özellikte olmalıdır. Örneğin yatak korumasının
(parmaklıklara takılan koruyucu) ve yastıkların üzerinde kabartma, renkli ve
farklı dokularda figürler olmalıdır.
- Bebeğin eşyasını koymak için çekmeceli bir etajer ve kapaklı bir dolap
bulunmalıdır. Mobilyaların seçiminde, süsten çok kullanışlılığa ve kolay
temizlenebilir oluşuna dikkat edilmelidir.
- Bebeğin odasında, uygun genişlikte bir oyun alanının olması da gerekir. Aynı
zamanda içinde çocuğun yaşına uygun oyuncakların bulunduğu bir sepet de
olmalıdır
- Bebeğin karyolasının üzerine ve hemen yanındaki duvara ilgisini çekecek
mobiller ve resimler asılmalıdır.
- Odada emzirmeyi kolaylaştıracak rahat bir koltuk olmalıdır.
- Bebeğin odasında her an dışarı çıkmaya hazır, bir bebek çantası
bulundurulmalıdır.
0–36 Ay Çocuğuna Uygun Çevre Düzenlemesine Yönelik Etkinlik Örnekleri Etkinlik 1:
Yetişkin, kırılmayan çelik aynaları bebeğin eline vererek, aynada kendisini izlemesini
sağlar. Ya da kucağına alarak büyük bir aynanın karşısına oturur. Kendisini aynada izlemesi
için ortam yaratır.
Etkinlik 2:
Çocukla birlikte yetişkin, rahat bir yere oturur. Yetişkin, önlerine farklı iki nesne
koyar (top, bebek gibi). Bu nesnelerin ismini tekrar eder ve çocuğa “Bu ne?” diyerek
çocuğun da nesnelerin adını söylemesine yardımcı olur. Çocuktan, önce bebeği vermesini
ister. Doğru nesneyi verdiğinde çocuğu ödüllendirir ve nesneyi diğerinin yanına koyar. Sonra
ondan, ikinci nesneyi (topu) vermesini ister. Doğru nesneyi verdiğinde onu ödüllendirir. Bu
oyun, çocuğun çevresinde gördüğü, tanıdığı ve kullandığı diğer nesnelerle de tekrarlanabilir.
Etkinlik 3:
Havanın güzel olduğu bir günde hayvanat bahçesine gezi düzenlenir. Açık havada
dolaşmak, çocuklara keyif ve mutluluk verir. Planlanan gezi sayesinde çocuklar, hayvanları
tanıyarak isimlerini söyleyebilir ve çıkardıkları sesleri taklit edebilirler.
|