Bebek ve Anne için Yararli bilgiler 1 1. 0-36 AY BEBEGIYLE ILETISIM Anne-baba ve bebek arasindaki iletisim, bebek henüz anne karnindayken baslar ve yasam boyu devam eder. Bebek dogduktan sonra konusmasada annesiyle iletisim kurmak için çabalar. Bebegin annesiyle iletisim kurmak için gösterdigi ilk girisimi; göz kontagi kurmaya çalismasi,bakislarini takip etmesi, anlamsiz sesler çikarmasi ve gülümsemesi örnek olarak verilebilir. Bebek beslenirken, alti yada giysileri degistirilirken yapilan isler hakkinda, onunla sürekli konusulmalidir.Bebege sarki söylenmeli, parmak oyunlari oynatilmali, basit hikâyeler anlatilmali ve okunmalidir. Bebegin hareketleri de takip edilmelidir.Bebek isteklerini ya da duygularini aglayarak, vücut hareketleriyle belli eder.Bu nedenle aglamasina kayitsiz kalinmamali, bebek hemen kucaga alinmalidir. Böyle davranildigi zaman bebek anneye güven duyacak ve ona baglanacaktir. Insanlar arasinda kurulan isbirligi ancak iletisim yoluyla saglanabilir. Anne baba ve çocuk arasindaki iletisimin temelleri,bebeklik döneminde atilir.Bu sebeple bebekle kurulan iletisim saglikli olmalidir;çünkü bebekle kurulan saglikli iletisim, bebegin tüm yasamini etkileyerek,kendine güvenen ve mutlu bir birey olmasini saglayacaktir. Örnegin; bebeklik döneminde temel ihtiyaçlarin zamaninda karsilanmamasi, bebekte güvensizlik duygusunu olusturacaktir. Yakin çevrenin çocuga gösterdigi olumlu ve olumsuz tepkiler, çocugun kisiliginin gelismesinde önemli rol oynar.Söylediklerine aldiris edilmeyen,fikrini belirtmeyen veya belirttigi zaman sürekli elestirilen çocuk içine kapanik güvensiz ve huysuz olabilir. Buna karsilik, söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenen, önemsenen, fikrini belirtmesine izin verilen, sürekli elestirilmeyen çocuk ise daha güvenli, daha sosyal ve daha saglikli bir kisilik gelistirir. Çocuk, iletisimi anne ve babasindan ögrenir. Anne ve babasinin davranis modelini benimser. Ailesi küçükken ona nasil davrandiysa onlarda yetiskin olduklarinda çocuklarina ayni sekilde davranirlar. Örnegin; anne-baba saygisiz davraniyorsa çocuk da iliskilerinde saygisiz olur. Anne baba sürekli elestirici ise; çocukta bir sey begenmeyen, huysuz ve elestirici bir kisi olur. Anne ve babalar belirli araliklarda, çocuklariyla kurduklari iletisimi degerlendirmeli ve öz elestiri yapmalidir. Eger bu yapilabilirse ebeveynler çocuklariyla hem daha iyi iletisim kurar ve hem de onlara iyi birer örnek olurlar. Çocukla iletisim kurarken olumlu bir bakis açisiyla çocuga bakmali ve gerektiginde onurlandirilmalidir. 1.2. Iletisimin Özellikleri Kendisine güvenen insanlarin gereksinim duyacagi en önemli özelliklerinden birisi, insanlarla iyi iletisim kurabilmeleridir. Bu beceri, dogustan getirilmedigi için sonradan edinilir. Iletisimin Özellikleri; - Dinlemek ( Etkin dinlemek ) - Isbirligi içine girmek - Sen mesaji yerine, ben mesaji vermek - Empati kurmak 1.2.1. Dinlemek (Etkin Dinlemek) Büyümekte olan çocukla saglikli iletisim kurabilmenin ilk sarti dinlemektir. Çocugun problemini anlayabilmek için dinlemek gerekir. Anne ve babasinin kendisini dinledigini gören çocuk önce kendisine deger ve önem verildigini, kabul edildigini, buna bagli olarak da sevildigini düsünür. Ayni zamanda çocuk, duygularini ifade etme olanagi buldugunda "anlasildim" duygusunu yasar ve rahatlar. Bu durum, çocugun hem benlik saygisinin artmasina hem de kendisi dinleyen kisiye yakinlik duymasina neden olur. Bu saglikli iletisim çocugun ailesiyle olan bagini güçlendirerek, iletisimin devamini saglar. Çocuklar, dinlenmemeleri ve ciddiye alinmamalari konusunda asiri duyarlidirlar. Dinlenmediklerini hemen fark ederler. Uzun süre dinlenmeyen çocukta saldirganlik, çalma, kendisine zarar verme gibi olumsuz davranislar görülür. Aslinda çocuk, bu olumsuz davranislariyla yetiskine: "Lütfen beni dinle ve anlamaya çalis" mesajini iletmektedir. Etkin dinleme savunmayi azaltan, öz güveni zedelemeyen bir iletisim etkinligidir. Ayni zamanda duygusal olarak gerilimi azaltir. Iyi bir dinleyici olmak için; rahat bir sekilde oturularak, çocuk dinlenmelidir. Rahat bir oturus, çocugu dinlemeyi kolaylastirir. Çocukla konusurken göz temasi kurmak önemlidir. Bunun için ya çocugun boyunun hizasina gelmek için diz çökmeli ya da çocugu kucaga almalidir. Göz temasi, çocuga duyulan ilgiyi ve kisiligine duyulan saygiyi gösterir. Göz temasi, donuk bir sekilde olmamalidir. Konusurken çocugun ayni zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakislarini kaçirip kaçirmadigina dikkat edip, davranislari ile söylediklerinin tutarli olup olmadigina bakilir. Örnegin; anne-babasi bosanan bir çocugun "hayir sizin ayrilisiniza üzülmüyorum" derken gözleri sulaniyorsa çocugun söyledikleri hakkinda süpheye düseriz. Bu durumda iyi bir dinleyici olmak için, karsimizdaki kisinin yüzünü, elini, kolunu yani bedenini de duymamiz gerekir. Çocuk kendisine yakin duran, yüzüne bakan kisiye daha çok güven, yakinlik ve konusma istegi duyar. Çocuk bir sey anlatirken "tamam, sen anlat ben dinliyorum"diye ve bu arada yemekle ugrasan bir anneye anlatma istegi duymaz. Dinleme sirasinda çocugun sözünü kesmeden, çocuk durakladiginda "Himm, evet, anliyorum." gibi, sözlü belirtiler ya da gülümseme, bas sallama gibi sözsüz belirtiler yapilmalidir. Çocugu dinlerken sessiz olunmali, zaman zaman duraklamalarla söze karisilmalidir. Sessizligin konusan kisiye konustuklari hakkinda düsünme, daha fazla açiklama ve olaya daha dikkatli bakma imkâni kazandirir. Bu, ayni zamanda çocugu rahatlatir. "Ahmet'in benim için çok iyi bir arkadas oldugunu düsünmüyorum artik!" diyen bir çocugun sözünü keserek, "Ben sana bastan söylemistim, Ahmedin iyi bir arkadas olmadigini, artik kendine baska bir arkadas bulmalisin" demek, o çocuk için gereken sessizligi saglayamaz. Çocuk düsüncelerini tam olarak söyleyemez, kendisini rahatsiz hisseder. Tam bir sessizlik de iyi degildir. Çocuk konusurken daha önce bahsedildigi gibi "Himm, evet, anliyorum" gibi sözler, duraklama ve yüz ifadeleri kullanilmalidir. Çocugu Dinlemenin Yararlari - Kelime dagarcigi zenginlesir. Konusma yetenegi gelisir, kendi duygu ve düsüncelerini daha iyi ifade eder. - Çocugun içine kapanmasi, aglamasi, saldirgan davranmasi yerine; kendini sözel anlatarak rahatlamasini saglar. Bu, çocugun toplumsal yasama uyumunu kolaylastirir. - Dogru anlasildigini hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucu olarak da çocugun kendine olan güveni artar. - Çocuk ile anne-baba arasinda bir yakinlik dogar. 1.2.2. Isbirligi Içine Girmek Çogu zaman anne-baba ve çocuk üzerinde mücadeleler yasanir. Bazen bu mücadele öylesine artar ki ebeveynle çocuk, karsilikli olarak birbirlerini düsman gibi görürler. Annebabanin "ellerini yika!", "yemegini ye!", "oyuncaklarini topla!", "uyu!" seklindeki ifadeleri zaman zaman çocukta "Ben ne istersem onu yaparim!" seklindeki olumsuz tepkisine sebep olabilir. Burada anne-baba çocugu suçlarken, emir verirken, uyarirken su soruyu kendine sormalidir: ''Çocuk olsam bu durumda ben neler hissederdim?'' Önemli olan ebeveynin gördügünü söyleyerek, sorunu dile getirerek, gerektiginde çocugu bilgilendirerek ve kendi duygularini yansitarak isbirligi içine girmesidir. Annebabanin kendisini çocugunun yerine koydugunda yapacagi yaklasim; suçlama ve tehdit içermeyeceginden, çocuga karsisindaymis mesaji yerine, onun yaninda oldugu mesajini verecektir. 1.2.3. Sen Dili ve Ben Dili ile Konusmak Sen Dili: Anne-baba-çocuk arasindaki anlasmazliklarla çocugun yaptigi olumsuz davranislarin sonucunda olusur. Çocugun olumsuz davranislari ya da sözlerinden sonra; anne-babada hosnutsuzluk, kizginlik gibi duygular olusur. Böylece çocuk kendini itilmis, sevilmemis, reddedilmis gibi hisseder. Dolayisiyla özgüveni sarsilir. Sen dili ile gönderilen kizginlik ifadeleri; davranisa degil, kisiye yönelik açik saldiridir. Kizginligin kisiye yönelik olmasi çocugu kizdirir ve onun karsilik vermesine yol açar. Zamanla çocuk içine kapanir iletisimini keser. Çocuk sevilmedigini düsünebilir. Onuru kirilan çocuk, "Ama siz de hatali davraniyorsunuz " diyerek karsilik vermeye baslar. Bu durumda anne-babalar çocuga daha fazla ceza vermeye baslarlar. Sen Dili - Suçlayicidir. - Davranistan ziyade, kisilige yöneliktir. - Kisiye, anlasilmadigini hissettirir. - Yeniden konusma istegini engeller. - Neye kizildiginin anlasilmamasina sebep olur. - Kisiyi incitir, kirar. - Kisinin direnmesine yani savunucu iletisime sebep olur. Çocukta sen dili ile konusmak yerine ben dili ile konusmayi tercih etmelidir. Ben dili, duygu ve düsüncelerimizi içtenlikle ifade eden sözcüklerdir. Ben dili ile konusmak, duygu ve düsünceleri aninda ilettigi için kullanan kisiyi rahatlatir. "Neden böyle yaptin?" yerine "Bu davranisa çok içerledim"; kizginlik ve öfke gibi birikimleri önler. Ben mesajlarinin daha etkili olmasinin sebebi "sorumluluk mesajlari" olarak degerlendirilmelerinden kaynaklanir. Ben mesaji gönderen kisi, kendi hakkinda yaptigi degerlendirmeyi, karsisindaki kisiyle paylasmak üzere sorumluluk yüklenmektedir. Bu sebeple karsisindaki kisinin davranisini degistirme olasiligi da yüksektir. Ben Dilinin Yararlari - Savunmaya itmez. - Suçluluk hissettirmez. - Duygunun sebebi anlasildigi için iletisim saglikli olur. - Ben iletisi olan kisi, baskalarini da düsünmeyi ögrenir. - Yakinlasmayi saglar. - Anlasmazliklari azaltir. - Konusan kisiyi rahatlatir. Sen Dili ve Ben Diline Örnekler Sen Dili: Kes sesini çok fazla gürültü ediyorsun. Ben Dili: Yüksek sesle konustugun zaman ( davranisin yargilanmadan tanimlanmasi ) dikkatim dagiliyor. Böyle olunca da gerginlesiyorum.( duygunun ifadesi ) Sen Dili: Ahmet! Ders anlatirken bana soru sorma. Ben Dili: Ben ders anlatirken sözüm kesilince tekrarlamak zorunda kaliyorum. Bu da benim canimi sikiyor. Dört yasindaki çocugunun oyuncagini, yatmakta olan kardesinin yatagina firlattigi için sinirlenen anne; Sen Dili: "Sen kötü bir çocuksun" ya da ''yapma!'' yerine Ben Dili: "Sen oyuncaklarini attiginda, kardesinin zarar göreceginden endise ediyorum ve sinirleniyorum. 1.2.4. Empati Aile içi iletisimde önemli olan bir konu ise "empati" kurabilmektir. Çocukluk çaginda yasanan birçok ruhsal ve davranissal problemler, empatik yaklasim sayesinde erkenden taninabilir ve müdahale edilmesi kolaylasabilir. Empati: Bir kisinin kendisini karsidakinin yerine koyup, olaylara onun bakis açisindan bakmasi ve hissetmesi çabasidir. Empati yetenegi olmayan çocuklar, kendilerine nasil davranilirsa karsisindakine de öyle davranirlar. Düsen bir arkadasini teselli etmek yerine ona bagirir hatta vururlar. Diger bir örnek ise; çocuk oyuncaklariyla oynarken oyuncagini kirdi "üzülecek ne var!?" demek yerine "Oyuncagini çok sevdigini ve buna üzüldügünü anliyorum" demek daha uygun olmaktadir. Oyuncagin, çocugumuz için ne kadar kiymetli oldugunu anlatan cümleler kurmak gerekir. Empatisi olmayan kisiler, yalniz kendilerini düsünürler. Birisine kizdiklarinda bunu siddete basvurarak gösterirler. 1.3. Çocukla Iletisim 1.3.1. Bedensel Yöneltme Bebekler yasamin ilk evrelerinden baslayarak dokunulmayi, kucaklanmayi ister. Zaman içinde iletisim için gerekli ögeler: beden (ten) temasi, göz kontagi, gülümseme, canli bir çevre gerekli ögeleri olusturur. Bebegin temel ihtiyaçlarindan birisi de kucaga alinmak, sarilip oksanmaktir. Bebekler ancak bedensel temas saglandiginda sevildigini hissederler. Çocugunu oldugu gibi kabul eden, onu destekleyip yüreklendiren aile üyeleri, çocugun benlik degerinin tohumlarini ekmis olur. Kabul belirtileri arasinda kucaklamak, öperek sevmek gibi fiziksel temaslar vardir. Arastirmalar psikomatik hastaliklari olan kisilerin, yeteri kadar yakin bedensel temasla sevilmedikleri, öpülüp kucaklanmadiklarini ortaya koymustur. 1.3.2. Sözel Yöneltme Bebegin aglamasi, sözel iletisimi olusturan unsurlardan bir tanesidir. Bebegin aglamasi "Benimle ilgilenin. Size söyleyecegim çok önemli bir sey var. Lütfen beni dinleyin!" demesine benzer. Eger bu çagriya kulak verilmez, bebekle ilgilenilmez ise bebekte temel güven duygusu gelismez. Aglayarak bir ihtiyacini dile getirdiginde, yumusak bir ses tonu esliginde ihtiyacini gidermek, aslinda bebegin kendi duygularini iletisim içinde kullanmasini ögretir. Bebekle konusurken sevgi dolu sözcükler kullanilmalidir. Ses tonuna dikkat edilmeli, asla sert bir ses tonu kullanilmamalidir. Bebekle yavas yavas konusulmali ve konusurken bebegin, annenin yüzüne bakmasi saglanmalidir. Yetiskin ile Çocuk Arasindaki Iletisimi Engelleyen Faktörler - Çocuk konusurken yetiskinin susmasi çocukta, dinlenilmedigi, önemsenmedigi ve deger verilmedigi düsüncesini yaratir. Bu durumda çocuk konusmayi keser. - Emretme davranisi çocukta, söylenenin tersini yapmayi ve baskaldirici davranislara yönelttigi gibi boyun egmeye ve kolay kabullenmeye de sebep olabilir. - Çocugu suçlama, "çok konusuyorsun!" "geveze" gibi sözler söyleme suçluluk duygulari yaratir. Azarlanma korkusuyla çocuk siner. - Elestirme ve yargilama, çocugun kendini yetersiz hissetmesine yol açar. - Uyarma, tehdit etme korkuya ve bunun sonucu olarak boyun egme ya da kizginlikla isyan duygularinin gelismesine yol açar. "Bir daha yaparsan! gibi tehdit, çocugu" acaba yaparsam ne olur?"düsüncesine iterek yasaklanan seyi yapmasina neden olabilir. - Alay etme ve ad takma, çocugun öz saygisinin zayiflamasina sebep olur. "Geri zekali!", "sulu göz" gibi asagilayici ya da "herkül" gibi yüceltici sözlere çocuk kolayca inanir ve kendisi hakkindaki düsünceleri yanlis biçimlenir. - Çocukla tartisma, karsi koymayi kiskirtir. Kisir tartismalarin sonu da iletisimin kesilmesine ve çocugun kendini yetersiz hissetmesine sebep olacaktir. - Konuyu degistirme ya da sakaya vurma da güçlükleri yenme düsüncesi yerine onlardan kaçmak gerektigini asilar. - Çocugu asagilama, çocugun kendini mahcup ve önemsiz hissetmesine yol açar. - Utandirma davranisi, çocugun kendisini yetersiz ve beceriksiz hissetmesine sebep olur. Çocuk, yasitlarinin yaninda bile mahcup olma korkusunu yogun bir sekilde yasayabilir. 1.4. Dogru Iletisim Kurmaya Yönelik Etkinlik Örnekleri Etkinlik 1: Bebekler kelimeleri tekrar tekrar isittiklerinde, beynin konusma dil bölgeleri uyarilir. Ne kadar çok konusma isitilirse, beynin bu bölümleri de o kadar fazla büyür ve gelisir. Bebege günlük olaylar hakkinda öyküler anlatilmali, sarkilar söylenmelidir. Bebek beslenirken, alti ya da giysileri degistirilirken yapilan isler hakkinda bebekle sürekli konusulmalidir. Örnek "Su anda bezini degistiriyorum" veya "aksam yiyecegimiz yemekleri hazirlamaya çalisiyorum" gibi konusmalar sirasinda bebegin neler yaptigindan da bahsedilebilir. Bebek kollarini ve bacaklarini sallarken" Su anda kollarini ve bacaklarini salladigini görüyorum" ya da bebek sesler çikarirken "simdi bana bir sey söylemek istedigini duyuyorum "seklinde, bebekle konusulmalidir. 2.1. Açik Hava Gereksinimi Bebegin açik havaya çikarilmasi, günes almasi her zaman gereklidir. Günes isigi kemiklerin gelismesine yardimci olur. Böylece bebek, yeteri kadar D vitamini alacak Rasitizm denen hastaligin ortaya çikmasi engellenmis olacaktir. Bebeklerin cildinde, cildi günese karsi koruyan "melanin" adli dogal koruyucu yapilar henüz olusmamistir. Bu nedenle 1 yasin altindaki bebekleri günes isigindan korumaliyiz. Bebek ilk günese çiktiginda birkaç dakika tutulmali, bu süre her gün azar azar arttirilmalidir. Kisin ögle vakitleri en sicak saatlerdir. Bu aylarin ögle saatlerinde bebegi açik havaya çikarmak iyi olur. Çocuklar en rahat açik havada oynarlar. Çocuklar için açik havada oynamak büyük bir ihtiyaçtir, özellikle ilkbaharda açik havada oynamaya can atarlar. Parklara, bahçelere kosarlar. Açik hava oyun yerleri, trafige kapali yerlerde olmalidir. Tozlu, tasli yerlerde olmamalidir. Bebek ve Günes 0-1 Ay: Yeni dogan bebegin, özellikle ilk günlerinde ortam isisi normal sinirlarinin üstüne yükseldiginde, terleme fonksiyonu yeterli olmadigindan vücut isisi yükselebilir ve bebegi olumsuz etkileyebilir. Bebekler bu ortamda, deri yoluyla çok miktarlarda sivi kaybedebilirler. Bu nedenle bebeklerin yaz aylarindan günes isinlarinin dik oldugu saatlerde serin ortamlarda kalmasina ve oda isisinin 25 °C 'nin üstüne çikmamasina dikkat edilmelidir. 1-12 Ay: Kemik gelisimi için gerekli bir vitamin olan D vitamini, günes isinlarinin yardimiyla vücutta sentezlenir. Bu vitamin özellikle hayatin ilk yillarinda saglikli bir gelisim için sarttir. Her gün yarim saat; bas, kol ve bacaklari çiplak olarak güneslendirilen bebek, vücudu için gerekli miktari bu yolla sentezler. Cam, günesin bu etkiye sahip isinlarinin geçisini engellediginden cam arkasindan güneslendirmenin faydasi olmaz. 1 Yas ve Üzeri Çocuklar: Çocugunuzun günesten faydalanmasini saglamali ancak zararlarindan korunmalidir. Bebek ve Çocuklar Günün Hangi Saatinde Disari Çikarilmalidir? Zararli günes isinlari, yogun olarak günün en aydinlik saatlerinde etki eder. Her yastaki insanlarin bu saatlerde direkt günes isigina maruz kalmaktan sakinmasi gerekir. Sicak günlerde bebek ve çocuklar, saat 10:00-16.00 arasinda disari çikartilmamalidir. Zararli Günes Isinlarindan Bebek ve Çocuklar Nasil Korunmalidir? Koyu renkler, günes isinlarini emerek, günesin zararli etkilerinin yogunlasmasina sebep olur. Bu sebeple sicak günlerde kendinizin ve çocugunuzun elbiselerini açik renklerden seçmelisiniz. Çocugunuz günesli havada disarida bulunacaksa günes isinlarinin zararli etkilerine karsi, çocugunuza koruyucu kremlerden sürmelisiniz. Bu kremler her yastaki çocuklar için kullanilabilir. Çocugunuzun yasi ne kadar küçükse faktör olarak belirtilen koruyuculuk düzeyi o kadar yüksek olanlar tercih edilmelidir. Açik Havanin Çocuklara Sagladigi Yararlar - Çocuklarin temiz hava alabilmelerini saglar. - Çocuklara istedikleri sekilde hareket etme imkâni saglar. - Çocuklar kendi seslerini kullanma konusunda olabildigince özgürdürler. - Çocuklar, bazi doga olaylarinin farkina varir, gözlem yapar ve arastirirlar. Karincalarin yuvalarina yiyecek tasimalarini, rüzgârin siddetine göre nesneleri hareket ettirme ve uçurma gücü, güneste ve gölgede isinin farkli olusu olaylarini gözlerler. - Bahçede bulunan oyun araçlarindan baska, dogada bulunan canli ve cansiz varliklari oyunlarina katarlar. Agaçlardaki kuslar, gökyüzündeki günes ve bulutlar gibi. Açik Hava Oyun Yerleri Nasil Olmalidir? Çocuklarin büyük kaslarini gelistirecek imkânlar saglanmalidir. Yeni beceriler kazanabilmeleri için uygun ölçülerde rampalar ve basamaklar olmalidir. Küçük çocuklarin bahçedeki oyun alanlari büyüklerinkinden farkli olmalidir. Alçak kaydiraklar, küçük tirmanma aletleri ve salincaklar bulunmalidir. Çocuklarin çevrelerini arastirip, kesfetmeleri için su ve kum oyunlari gibi bahçe oyunlarina gereksinimleri vardir. Bu imkânlar çocuklara her gün saglanmalidir. Yedek giysiler oldugu sürece su ve kum oyunlarina zaman ayrilmalidir. Çocuklara kendi seçimlerini yapabilecekleri ve yeni gelistirdikleri fiziksel becerileri daha da pekistirebilecekleri uygun mekân saglanmalidir. Çocuklar için güvenli, serbest bir ortam saglanmali ve sürekli gözetim altinda bulundurulmalidir. Çünkü çocuklar, yeni ögrendikleri fiziksel becerilerini, istenmeyen zamanlarda da denemek isterler. Bu nedenle yetiskinlerin dikkatli olmasi gerekir. Çocuklarin çevre hakkinda bilmedikleri konulari ögrenmeleri, doga meraklarini gidermeleri, neden-sonuç iliskilerini kavramalari için çok çesitli materyal ve etkinlikler saglanmalidir. Örnegin kum ve su oyunlari için ölçü kaplari, bloklar, basit deney malzemeleri vb. 2.2. Kazalardan Korunma Bebek yürümeye baslayip da evi tek basina dolasabilecegini, yeni kesiflerde bulunabilecegini fark ettigi zaman, artik hiçbir sey onu durduramaz. Her seyi eline ve agzina almak ister. Neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz oldugunu henüz ayiramaz. Bu da çok tehlikeli sonuçlara varabilir. Bu nedenle annelerin asiri dikkatli olmasi gerekir. Bebeklerin agir yaralanmasina, hatta ölmesine yol açan kazalari inceleyen uzmanlarin elde ettigi sonuçlara göre bu kazalarin %50-90'i, ana babanin dikkatsizligi yüzünden kaynaklandigi tespit edilmistir. Kazalar hiç beklenilmeyen zamanlarda ve biçimlerde olur. Bu sebeple önceden tedbirli ve uyanik davranilmali ki kötü sonuçlar önlenebilsin. Evi Tehlikesiz Duruma Getirmek için Alinabilecek Önlemler - Bebekler uyutulurken ve uyurken yüzleri kapatilmamalidir. - Balkon kapilari ve pencereler açik birakilmamalidir. - Hali ve kilimlerin kaymasini önlemek için bunlarin altina özel kaymayi önleyen malzemeler kullanilmalidir. Radyatör ve diger isi kaynaklarinin önlerine, özel güvenlik bariyeri konulmalidir. Dolap, elbiselik, komodin gibi esyalarin açma kapama kulplarini özellikle küçük, yuvarlak olanlari çocugun bogulmasina sebep olabileceginden, bunlarin çok iyi monte edilmis olmasi gerekir. Karyolanin üstünde, mobil türü oyuncak varsa, bunun karyolaya saglam bir sekilde takildigindan emin olunmalidir. Ilk alti aydan sonra veya oturabildigi zaman kaldirilmalidir. - Karyolanin üzerinde cibinlik kullaniliyorsa gergin ve destekli olmasina dikkat edilmelidir. - Gece lambasi olarak kalite belgeli, isinmayan mini lambalar kullanilm - Çocuk odasinda kullanilan mobilyalarin kursunsuz boya ile boyanmis olanlari tercih edilmelidir. - Çocuk için yeterli oyun alani ayrilmalidir. Oyuncaklar oyuncak sandigina konmuyorsa çocugun oyuncaklari için saglam, çocugun üzerine devrilmeyecek dolaplar tasarlanmalidir. - Çocugun odasinda veya yakininda, gerektiginde duyulabilmesi için, ebeveynin odasindaki alarma baglanti yapilmis, yangin alarmi konulmalidir. - Tüm duvara monte edilen aparatlarin ve raflarin, çocugun üstüne düsmeyecek sekilde, saglam olarak monte edilmesi gerekir. - Bebek ile ebeveyn ayri odalarda ise bebegin kontrolü için bebek telsizi kullanilmalidir. - Kapilar içeriden kilitlenmemeli ve içeride kalinmasi hâli gibi tehlike anlarinda disaridan açilabilir olmalidir. - Ilaç, kozmetik malzemesi, zehirli madde içeren ürünler, çocugun ulasamayacagi yerlerde veya özel çocuk kilidi bulunan çekmecelerde muhafaza edilmelidir. 2.3. Egitim Ortaminin Çocuga Uygun Düzenlenmesi Dekorasyon (Süsleme ve Iç Düzen) 0-36 ay çocuguna uygun egitim ortami hazirlanirken dekorasyon söyle olmalidir: - Hazirlanacak çevre, her seyden önce çocugun gelisimine uygun, uyarici ve hareket ihtiyacina cevap verebilecek, güvenli bir mekân olmalidir. - Beslenme, alt degistirme, uyku ve oyun için ayri ayri alanlar olmalidir.Örnegin uyku için ayrilan bölümün sessiz olmasi gerekir. - Çevre hem sert aynalar, hem yumusak yastik gibi materyallerle donatilmalidir. - Çevre bol uyaricili olmalidir. Zit renkli ilginç malzemeler, çevre düzenlemesinde kullanilmalidir. - Bebege, kisiler ve yerler hakkinda farkli bakis açilari kazandirmak için oyun alanlari sik sik degistirilmelidir. - Bebegin özel esyalari (biberonu, emzigi, giysileri vb.) ayri bir bölümde olmali, etiketlenmeli ve baska bebekler için kullanilmamalidir. - Odalar sevimli bir tarzda dösenmelidir. - Hayvan, insan yüzü ve degisik nesne resimleri gibi asilabilen materyaller, çocugun göz hizasinda olmalidir. - Bebeklerin kendilerini gözlemeleri için oyun odalarina ve alt degistirilen yerlere büyük aynalar yerlestirilmelidir. - Bebeklerin rahatça oynayabilecegi, yuvarlanabilecegi ve hareket edebilecegi yerler saglanmalidir. - Bebegin oynamasi ve hareket etmesi için toplar, büyük sünger yastiklar, küçük bloklar, müzik kutulari, iç içe geçen kutular ve halkalar saglanmalidir - Ortamda, bebegin kavrayabilecegi, çigneyebilecegi ve çesitli sekillerde oynayabilecegi kasiklar, dis kasiyicilari, dolgu bebekler, sünger ve lâstik toplar, çingiraklar bulunmalidir. - Oyuncaklar, bebegin seçim yapmasini saglayacak biçimde ve kendi kendine istedigi zaman alip oynayabilecegi yerde olmalidir. - Bebegin tirmanabilecegi basamaklar hazirlanmali ve sinifin uygun yerlerine konmalidir. - Müzik sistemi kurulmalidir. Bebeklerin dinlenmesi ve vücudunu hareket ettirebilmesini saglamak için çesitli sözsüz hafif müzik parçalari çalinmalidir Ideal Bir Bebek Odasi Nasil Olmalidir? - Ailenin ekonomik durumu uygun ise bebek için ayri bir oda hazirlanmalidir. - Bebek odasi olarak, günes alan ferah bir yer seçilmelidir. - Odanin aydinlatilmasinda yumusak, hafif bir isik tercih edilmelidir. - Oda gürültüden uzak olmali ama annenin uyudugu odaya yakin olmalidir. - Bebek odasinin isisi 22-24 °C arasinda, havasi temiz ve cereyansiz olmalidir. Oda, kaloriferle isitiliyorsa hava kuruyacagi için nemlendirilmesi gereklidir. - Bebegin odasi açik ve yumusak renklerle dösenmelidir. Duvarlara bebegi uyaracak, dikkatini çekecek türde resimler asilmalidir. - Yerler ise rahatça silinebilen, toz tutmayan, tüy birakmayan ve alerjik olmayan bir hali ile kaplanmalidir. - Bebek karyolasi olarak parmaklikli, ayaklandiginda kalkip düsmeyecegi kadar derin bir karyola tercih edilmelidir. - Yatak olarak mümkünse ortopedik bir yatak seçilmelidir. Bebek için alinacak nevresim ve yatak korumasi gibi yatak malzemeleri, bebegin duyularini (görme, isitme, dokunma) uyaracak özellikte olmalidir. Örnegin yatak korumasinin (parmakliklara takilan koruyucu) ve yastiklarin üzerinde kabartma, renkli ve farkli dokularda figürler olmalidir. - Bebegin esyasini koymak için çekmeceli bir etajer ve kapakli bir dolap bulunmalidir. Mobilyalarin seçiminde, süsten çok kullanisliliga ve kolay temizlenebilir olusuna dikkat edilmelidir. - Bebegin odasinda, uygun genislikte bir oyun alaninin olmasi da gerekir. Ayni zamanda içinde çocugun yasina uygun oyuncaklarin bulundugu bir sepet de olmalidir - Bebegin karyolasinin üzerine ve hemen yanindaki duvara ilgisini çekecek mobiller ve resimler asilmalidir. - Odada emzirmeyi kolaylastiracak rahat bir koltuk olmalidir. - Bebegin odasinda her an disari çikmaya hazir, bir bebek çantasi bulundurulmalidir. 2.4. 0-36 Ay Çocuguna Uygun Çevre Düzenlemesine Yönelik Etkinlik Örnekleri Etkinlik 1: Yetiskin, kirilmayan çelik aynalari bebegin eline vererek, aynada kendisini izlemesini saglar. Ya da kucagina alarak büyük bir aynanin karsisina oturur. Kendisini aynada izlemesi için ortam yaratir. Etkinlik 2: Çocukla birlikte yetiskin, rahat bir yere oturur. Yetiskin, önlerine farkli iki nesne koyar (top, bebek gibi). Bu nesnelerin ismini tekrar eder ve çocuga "Bu ne?" diyerek çocugun da nesnelerin adini söylemesine yardimci olur. Çocuktan, önce bebegi vermesini ister. Dogru nesneyi verdiginde çocugu ödüllendirir ve nesneyi digerinin yanina koyar. Sonra ondan, ikinci nesneyi (topu) vermesini ister. Dogru nesneyi verdiginde onu ödüllendirir. Bu oyun, çocugun çevresinde gördügü, tanidigi ve kullandigi diger nesnelerle de tekrarlanabilir. Etkinlik 3: Havanin güzel oldugu bir günde hayvanat bahçesine gezi düzenlenir. Açik havada dolasmak, çocuklara keyif ve mutluluk verir. Planlanan gezi sayesinde çocuklar, hayvanlari taniyarak isimlerini söyleyebilir ve çikardiklari sesleri taklit edebilirler.